İNCELİKLERİN ŞAİRİ; GÜLTEN AKIN

Paylaş

“Ah kimselerin vakti yok

Durup ince şeyleri anlamaya…”

“Beni sorarsan,

Kış işte

Kalbin elem günleri geldi

Dünya evlere çekildi, içlere

Sarı yaseminle gül arasında

Dağların mor baharıyla

Sis arasında

Denizle gül arasında

Yanımda kediler, kuşlar

Fikrinden dolaşıyor”

“Acı varsa onu duymak başka, acıya yenik düşmek başka.

Acıya yenik değiliz ne ben ne de şiirim”

Git oldu can, sürgün geldi dayandım,

Sürgün yine geldi dayandı

Kitapları topladım, çocukları giydirdim…”

(Kadın Olanın Türküsü)

“…Her şey birikir

Gösteren parmaklar, gören gözler

Susan konuşan birikir

Yargılarlar davasız dosyasız

Silahsız sözcüksüz kansız kavgasız

Dağ mı değil, ova mı

Kent mi alan mı, değil

Bir ülke insan birikir”

Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka

Senet senet satılmadan önce

Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp

Tanrı parsellenip kapatılmadan önce

Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin”

“Gözlerim dalmış neyi bekliyorsun dediler,

güzel günleri dedim.

Özlemekten geliyordum yol yorgunuydum.

Hayatın içinde hayatı özlemekten…”

“Yer gök arasında çaresiz kalmışız

Gemiler gelsin eski çağlardan

Gemiler dolusu aydınlık gelsin”

“…Büyü de baban sana

Baskılar işkenceler alacak

Kelepçeler gözaltılar zindanlar alacak

Büyü de

Büyüyüp onyedine geldiğinde

Büyü de baban sana

İdamlar alacak…”

“Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün,

Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün,

Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün,

Herşeye rağmen ellerin üşür,

Üşürse beni unutma…”

“İlk kez bekledim ölümü;

Bir dostu bekler gibi…”

****

Gülten Akın…

İnceliklerin şairi…

Okundukça devleşen şair…

Türk şiirinin direnişçi kalemi…

9 yıldır dizeleri, şiirleri…

Ve biz, onsuzuz…

O dizeleri; kadınların eşitlik mücadelesinde, işçi ve emekçilerin insanca bir yaşam mücadelesinde, kimi zamanda durup ince şeyleri düşünmeye vakit yaratanların kavgasında yerini bulmuştur.

Behçet Necatigil şiirleri için “Senin bir tek şiirine, ben bütün şiirlerimi değişirim” demiştir. Eleştirmenlere gör de;

kadınlığı, karanlığı, ince şeyleri, aşkı “kadından şair mi olur?” diyenlere tokat gibi çarparak yazmıştır.

Türk şiirinin en lirik, en toplumsal ve aynı zamanda acıyı, mücadeleyi;

“karakteri” yapmış şairidir de Gülten Akın…

****

Şiirleri İngilizce, Almanca, Fransızca, Flamanca, İtalyanca, Bulgarca, Arapça, Lehçe, İspanyolca ve İbranice’ye çevrilmiştir .

Çeşitli akade­mik çalışmalara konu olmuştur.

40’ı aşkın şiiri bestelendiği gibi, kimi kısa oyunları yurt içinde ve yurt dışında sahneye konmuştur

Akın’ın…

****

“Durup ince şeyleri düşünmeye vakit yaratalım diye yazan ve şiirinde dediği gibi bir filmin orta yerinde uzanıp elimizi tutan, dünyaya her gün yeni doğan bir bebeğin gözlerinden bakan Gülten Akın insan sorumluluktur demeden önce, “Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz / Senet senet satılmadan önce” diyerek önümüze koyarken bütün gerçekliğimizi mütevazı ve nahif bir şekilde “Seni sevdim” diyebilecek cesareti gösteriyor. Kalemini oynatanlara açılıyor dizeleriyle hepimize.

(Ekim Deniz Akrarslan-Evrensel’deki yazısından)

****

12 Mart faşist darbesinden sonra,

Zülfü Livaneli’nin sürgünde bulunduğu yıllarda Brüksel’de çıkan ilk 33’lük plağındaki türkülerinden birinin sözleri de Gülten Akın’a aittir:

“Selam olsun bizden önce geçene.

Selam olsun dosta, hasa, çile çekene.

Selam olsun dayanana, düşene.

Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına.”

****

Bu dünyadan ince ruhlu bir Gülten Akın geçti…

Ölümsüz şiirlerin şairine saygıyla…